Ekonomi Finans haberleri Yazarlar

Türkiye Ekonomisinde Bütün Yollar Krizi İşaret Ediyor

Kırılgan 5’li olarak tanımlanan ülkeler içerisinde yer alan TL’nin, konvertible para birimleri karşısında negatif ayrışması geçen hafta da devam etti. Türkiye’nin içinde yer aldığı ülkeler kümesindeki para birimleri ortalama yüzde 4 civarında değer kaybederken, TL’nin değer kaybı bu yazı yazılırken yüzde 10 civarlarındaydı. FED, Avrupa Merkez Bankası (ECB) kararları Türkiye’nin içinde bulunduğu ülkeler grubunu aynı yönde etkilerken, ABD’nin 6 Türk bankasına ceza keseceği söylentileri, Alman finans kurumlarının Türkiye’ye kredi limitini kısacaklarına dair haberler ve Merkez Bankası’nın tutumu TL’deki negatif ayrışmayı ikiye katlamış görünüyor.

Bütçe açığı, cari açık, yüksek borçlanma, iç ve dış siyasi gelişmeler de ekonomide önemli riskler olarak önümüzde duruyor. Resmi verilerdeki yüksek büyüme(!) işsizliğe, sanayi üretimine ve gelir dağılımına pozitif yansımıyor. 2019 yılında yapılacak başkanlık seçimine kadar bu risklerde bir azalma, manzaranın değişeceğini beklemek zor görünüyor.

Maliye Bakanı Naci Ağbal, 2017 Ocak ayında yaptığı açıklamada, 2017 bütçe açığının 46,9 milyar olarak gerçekleşeceğini söylemişti. Ancak 2017 son çeyreğine girerken bütçe açığının hedeflenen açığı yaklaşık 15 milyar TL aşarak 61,6 milyar olacağı yine Maliye Bakanı tarafından dile getirildi. Bütçe açığının hangi beklenmeyen faktörlerce arttığı üzerinde durmak gerekiyor.

 

Bütçe dışı işlemler ve riskler*

Kamu işlemlerinin tümü bütçe kalemlerinde görülmez. Bütçe kalemleri dışında yer alan bu harcamalar kriz dönemlerinde ortaya çıkar. Yani işler yolunda gitmediğinde toplumun önüne gelir. Ekonomideki mayınlı alanlar gibidir. Kriz patladığında  bu kalemler ekonomide büyük hasar yaratır.

Başlıca bütçe dışı işlemeleri: Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) projeleri için verilen garantiler, TOKİ’nin yatırımları, müteahhitlere olan borçlar ve diğer harcamalar, Kredi Garanti Fonu (KGF), Türkiye Varlık Fonu (TVF), ödenek üstü harcama yetkisi, görev zararlarıdır.

KOİ projelerinde sadece köprü geçiş garantileri için 3,6 milyar lira, şehir hastanelerine ise 2,6 milyar lira ayrıldı. KOİ’lere verilen garanti nedeniyle kamu maliyesi için ortaya bir yük çıkmaktadır. Bu tahmin edilen bütçe açığının yüzde 10’una denk geliyor.

Aynı şekilde Hazine’nin kefaletiyle verilen KGF kredilerinin krizde geri dönmemesi durumunda bu zararın kamulaştırılması anlamına gelecektir. KGF kredileri büyük bir risk olarak orta yerde duruyor. Meclis ve Sayıştay denetiminden uzak Varlık Fonu’nun getireceği maliyetin yanı sıra kömür yardımları için Türkiye Kömür İşletmeleri’ne, ulaştırma için TCDD’ye ve tahıl destekleme alımları için TMO’ya yapılan görev zararları bütçe açığını büyüten işlemlerdir.

 

Tahsil edilemeyen alacaklardaki artış

Hükümetin, 2017 referandumu öncesinde ve sonrasında uyguladığı popülist politikaların ekonomiye olumsuz etkileri de sonuç vermeye başladı. Son yıllarda sık sık başvurulan vergi afları, vergisini ödeyebilecekken çıkarılan aflarla vergisini zamanında ödeyenler, vergi ve SGK borçlarını ödememeye başladı. Tahsil edilemeyen alacaklar toplamı bütçe gelirlerinin yüzde 20’sine ulaşmış durumda. Yapılan istisna ve muafiyetler toplamı 102,2 milyar liraya, tahsil edilemeyen cezalar 150,2 milyar liraya, tahsil edilemeyen KDV ise 56,7 milyar liraya ulaşmıştır. Bunlara ek olarak 2016’da tahsil edilemeyen SGK alacakları 120,9 milyar liraya ulaşırken, toplam alacak miktarı da 430 milyar liradır.

2017 yılı için hedeflenen açık yaklaşık 61,1 milyar TL,  tahsil edilemeyen alacaklar 430 milyar liradır. Tahsil edilemeyen alacakların bütçe açığına oranı yaklaşık 7 kat. Bu açığın kapatılması için borçlanma yoluna gidilecek. O halde bu kadar vergi ve SGK alacağı tahsil edilemiyorsa Orta Vadeli Program’da (OVP) neden vergi oranları artırıldı, MTV artışı neden bu kadar yüksek tutuldu?

Tablo: İstisna, muafiyetler ve tahsil edilemeyen alacaklar +

Kaynak: Hakan Özyıldız, Bütçe Mali ve Kontrol Genel Müdürlüğü, Muhasebat Genel Müdürlüğü, Sayıştay

*Bütçe dışı işlemleri Hakan Özyıldız blokunda oldukça ayrıntılı bir şekilde yazmış. http://www.hakanozyildiz.com/2017/10/butcenin-kapsama-alan-dar.html

Sonuç

Konuyu özetlersek, şu riskler krize kapıyı açık hale getiriyor: cari açık, özel ve kamu kesiminin yüksek borçlanması, bozulan makro ekonomik dengeler, kur riski, iç ve dış politikadaki siyasi riskler ve belirsizlikler.